En son konular
» DNS Ayarları Nasıl Değiştirilir
DİN VE LAİKLİK EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:37 tarafından Admin

» Pc deki keyloggerı bulup imha etme
DİN VE LAİKLİK EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:22 tarafından Admin

» CMD çalıştır komutları
DİN VE LAİKLİK EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:19 tarafından Admin

» Adsl Modem Teknik Servis Numaraları
DİN VE LAİKLİK EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:15 tarafından Admin

» Program Ekle/Kaldır dan Silinemeyen Programların Silinmesi
DİN VE LAİKLİK EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:12 tarafından Admin

» Format Atmanın Faydaları Ve Zararları
DİN VE LAİKLİK EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:09 tarafından Admin

» deneme
DİN VE LAİKLİK EmptySalı 26 Şub. 2013, 15:17 tarafından Misafir

» şikayet ve öneri
DİN VE LAİKLİK EmptyC.tesi 08 Mayıs 2010, 06:59 tarafından Misafir

» OTOBÜS ŞOFÖRÜ SERKAN
DİN VE LAİKLİK EmptyPaz 12 Nis. 2009, 15:32 tarafından Admin

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 33 kişi Salı 01 Ağus. 2017, 13:32 tarihinde online oldu.

DİN VE LAİKLİK

Aşağa gitmek

DİN VE LAİKLİK Empty DİN VE LAİKLİK

Mesaj tarafından cancan 1 Bir Ptsi 10 Mart 2008, 16:51

- Tarih boyunca din , yaşadığımız zamanı ve laiklik meselesini anlamak bakımından en hayati noktadır. Bu husus ihmal edildiği içindir ki laiklik ile din birbirinin bağlamında bir türlü yerine oturacak şekilde anlatılamıyor ve anlaşılamıyor. Çünkü muallakta , işte birileri heves etmiş , işte Avrupa’dan almış getirmiş , Türk insanının ensesine bindirmiş gibi bir manzara çıkıyor ortaya.

- Dinin ilk günden itibaren insan tarafından nasıl algılandığını , ne şekilde değerlendirildiğini , nelere araç yapıldığını ciddi bir biçimde araştırdık mı ; insanlığın Laiklik denen kavrama hangi zaruretler yüzünden geldiğini anlarız.

- Laiklik bazı ileri ülkelerin anayasasında yok , bizde niye var diye bir soru akla gelebilir. Laiklik ile amaçlanan şey nerede tehlikeye düşüyorsa , orada güvenceye alma ihtiyacı duyulur. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti anayasasında Laiklik yer almıştır.

- Niçin insanlık bu noktaya geldi. Olayı islam ve Kur’an açısından değerlendireceğim. Dinler tarihi içinde ilk defa Kur’an peygamberliğin bittiğini insanlığa ilan ediyor. Bunun çok hayati bir önemi var.

- Kur’an’a göre insanlığın artık birisi veya birileri tarafından Allah adına yönetilme devri bitmiştir. Bu sözü söyleme hakkını Kur’an bir tek kişiye veriyor. O da peygambere. Peygamberlik bittiğine göre Allah adına yönetme devride bitmiştir.

- Kur’an’da bu konu o kadar ısrarlı biçimde ortaya getirilmiştir ki , son peygambere bile bunu örneklendirmek üzere ; yönetimi Allah adına yapmama emri verilmiştir. Halbuki peygamberlerin bu yetkisi olmasına rağmen. Allah son peygamber ile bunun eğitimini yaptırıyor

- Kur’an son peygambere diyor ki : Peygamberliğin tamam. Ama içinde yaşadığın toplumu başkan , yönetici sıfatı ile yöneteceğin zaman onlardan , sosyal mukavele alacaksın , oy alacaksın , onay alacaksın. Buna Kur'an Beyat diyor. ( Beyat : El sıkışarak antlaşma ). Kur’an bunda o kadar ısrarlı ki Kadın – Erkek herkesten bu oy ve onay (Beyatı) alacaksın diyor. Peygamberimizin hayatında bu oy alma konusu 5-6 defa var.

- Kur’an Mümtehine suresi son iki ayetinde ; yönetim hususunda kadınlardan da oy, onay alınmasını düzenliyor. Günümüzde bir kısım arap ülkelerinde hala kadınların seçme ve seçilme hakkı yok.

- Kur’an diyor ki : ‘’Onları yönetmen onlar ile yapacağın Şura’ya bağlıdır. Yönetici sıfatı ile onların başına geçeceğin zaman herkesten (Kadın- Erkek dahil) Beyat (oy) alacaksın diyor. (Günümüzde buna doğrudan demokrasi deniyor)

- Peygamberimizden sonra bu seçim sistemi yarım yamalak devam ediyor , 4 ncü halifeden itibaren Arap - emevi saltanatı başlıyor ve hanedanlık sistemi kuruluyor. Tekrar insanları Allah adına yönetme çığırı açılıyor ve bir daha da İslam dünyasında seçim söz konusu olmuyor. Asırlarca devam ediyor. Ta-ki islam dünyasında , Atatürk'ün Cumhuriyeti ilan ettiği güne kadar.

- Peygamberliğin bitişi , insan kitlelerini Allah adına yönetme devrinin bitişi ile eş anlamlıdır.

- Kur'an diyor ki : ''Allah size emanetleri , onlara ; ehil olanlara verin '' Yönetme yetkisini ehil olanlara verin , yoksa başınız beladan kurtulmaz diyor. Yetkiyi kötüye kullananlardan bu yetkiyi geri alın. Kur'an buna Şura diyor (Günümüzdeki hukuk devletinin de esası budur.)

- Hukuk devletinde kendisine vekalet verilerek toplumu yönetme ve yasaları çıkarma mevkiine getirilmiş insanların o yasalar tarafından kendilerinin de denetlenmesi ve gerektiğinde o yasalar tarafından o görevden uzaklaştırılmalı , hatta cezalandırılmalıdır.

- Hukuk devletinde dokunulmazlık diye bir şey olmaz. Dürüst adamın dokunulmazlığa niye ihtiyacı olsun (Meclisteki konuşmaları hariç)

- Aslında Kur’an yönetim erkinin arkasına kitle tarafından verilmiş Emanet kavramını koyarak bunu sağlamış. Ama İslam dünyası bunu asırlarca işletmemiştir.

- Yönetici kullandığı yetkinin sahibi , maliki değildir. O yetki ona verilmiş bir emanettir.

- Bu durumu sağlamlaştırmak için Kur’an’ın getirdiği ilkeler vardır. Bakara suresi 104 ncü Ayet : ''Ey iman edenler sakın davar sürüsüne dönüşmeyin’’ , Raiyeleşmeyin. Birilerine çobanın davar sürüsünü güttüğü gibi bizi güt demeyin.''

- Osmanlı devrinde sultan ve kullar vardır. Buda yetmemiştir sultanın sultası biraz daha takviye edilsin diye sultana yeryüzünde ''Allahın gölgesi'' denmiştir. Buda İslamın inanç kitapları içine sokulmuştur. Kur’an verilerine göre bunlar küfürdür. Peygamberin bile böyle bir yetkisi yoktur.

- Halife kavramı da Kur’an verilerine göre yanlıştır. Kur'an peygamberliği bitirmiştir. Bitmiş olan şeyin halefi olmaz. Kur’an vahiyleri açısından halife tabirinin dini ve akli yönden hiçbir dayanağı yoktur.

- Kur’an ; bizim önümüze başka bir pencere daha açıyor. Bakara suresi 213 ncü Ayet :

'' İnsan oğlunun bütün kavgalarının , tartışmalarının , boğuşmalarının , çekişmelerinin , hak tecavüzlerinin arkasında dini temsil edenlerin doymazlığı ve hegemonya arzuları vardır.'' Kur’an hariç hiçbir din kitabında böyle bir şeye rastlanmaz.

- Tevbe suresi 34 ncü Ayet : '' Ey iman edenler ; bu dini temsil edenler ; insanların mallarını , servetlerini , kazançlarını çeşitli oyunlarla , hilelerle , maniplasyonlarla tıka basa yerler ve insanlara biz sizi Allaha götüreceğiz diye vaadde bulunurlar ’’ , sonuçta da insanları Allahtan uzaklaştırırlar.

- Hac suresi 8-9 Ayet : Bunlar insanları ilim ışığının dışına çekerek , ilimsiz , irfansız , ışıksız bırakarak insanları şeytanın kucağına iterler. Ağızlarını bir takım kelimelerle sağ sola eğerek insanları karanlığa ve sapıklığa mahkum ederler.


En son cancan tarafından Ptsi 10 Mart 2008, 16:55 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
cancan 1
cancan 1
Moderatör
Moderatör

Mesaj Sayısı : 12
Kayıt tarihi : 08/02/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

DİN VE LAİKLİK Empty Geri: DİN VE LAİKLİK

Mesaj tarafından cancan 1 Bir Ptsi 10 Mart 2008, 16:52

- Kur’an ; insanlığı dini temsil edenlere karşı şu dört konuda uyarıyor :

1.Bunların hiçbir zaman Allah adına yönetme yetkileri yoktur. Peygamberliği bitirdim. Böyle bir iddia söz konusu olamaz.

2. Bunlar dini kullanarak kavgayı körüklerler.

3. Halkın kazancını bir şekilde kendi keselerine indirirler.

4. İlim ve irfandan insanları uzaklaştırarak , Allaha götürüyoruz diye , şeytanın açtığı karanlık yola sürüklerler.

- Kur’an Mürşit ve İrşad kavramlarına yer verir. Kur’an Mürşit kavramının omurgasına Bilim'i oturtur. Allahı layıkı ile bilmek bilimle mümkün olur. İman , bilimle kucaklaşmazsa iman olmaktan çıkar. İnsanın başına bela olur.

- Kur’an da 200'e yakın ayette Bilim'den bahseder. Atatürk'ün ''Hayatta en hakiki Mürşit İlimdir'' sözü bu iki yüz ayetin Mustafa Kemal türkçesi ile özetidir. Hac suresi 8-9 ncu ayetlere bir kere daha bakın. Eğer ilimi mürşit (yol gösterici) yapmazsanız yolunuz şeytana çıkar.

- Özetle : Davar sürüsüne dönüşmeyin , kaderinize hakim olun. Sizi yönetecekleri seçin. Allah hiç kimseye sizi yönetme yetkisi vererek onu dünyaya göndermemiştir. O yetkiyi sadece peygambere vermişti. Peygamberlik bitmiştir. Böyle bir insan ve hanedan bir daha gelmeyecek. Şura ve Beyat ilkelerini işleterek kitle , kendisini yöneteceklere yetki verecek gerektiğinde o yetkileri geri alacak.

- Kur’an diyor ki : ''Hayır'da yarışın.'' Hayır : İyi , güzel , doğru her şeyi ifade eder. Hucurat suresinde : ''Sizi gruplara böldük. Niçin böldük birbirinizle boğuşasınız diye mi. Hayır ürettiğiniz mahalli değerlerle insanlığın yükselmesine yardımcı olasınız diye.''

- Her küme , her kitle kendi bulunduğu yerde değerler üretecek. O değerler büyük insanlık mozaiğinde ait olduğu yere konacak. Bu yarışta bir tek üstünlük kabul ediyor ''Değer Üretme'' Kur’an tabiri ile Amel.

- Amel : Maalesef dinimiz üzerine bir şeytan karanlığı gibi çökmüş olan Arap hegemonyası ; ameli ; sadece post üzerinde tespih çekmek ve namaz kılmak şeklinde anlamıştır.

- Bugün Anadolu insanından gerçeği gören bir kısmı hariç , Amel dendiği zaman sadece namaz kılmayı , oruç tutmayı , hacca gitmeyi ve tespih çekmeyi anlar. Haşa-ki Kur’an böyle bir amel tarif etmez. Bu dine iftiradır.

-Kur’ana göre nedir Amel : Dünyanın neresinde , hangi patent ve kimlik altında olursa olsun insanların barış ve esenliği uğruna hangi değerler üretilmişse onlardır. Allah o değerleri üretenleri taktir eder , ödüllendirir.

- Amel ; Bugün sadece ibadet etmek anlamında alındı ve bir oyun daha oynandı müslüman kitlelere.

- İslamın Şartları (İslamın işaretleri) : İslamın ve peygamberin dilinde asla kullanılmayan ''islamın şartları'' tabiri sokuldu islamiyete. İslamın şartları şeklinde bahsedilenler ''islamın İşaretleri'' dir. Peki bir tek ayette emredilen Hacca gitmek islamın şartı da , peki yüzlerce ayette bundan uzak durun diye emredilen ''Yalancılık'' , ''Kul Hakkı Yememek'' islamın şartı değil mi. Bunu kitlenin sorması gerekir. Kısaca Kur'an ayetlerinin hepsi islamın şartlarıdır. Kendinde olanı islamın şartı olarak gösterip de , kendinde olmayanı olsa da olur , olmasa da olur diyen zihniyete şaşarım.

- Namaz Süreleri : Maun suresi 3 satırdır. Asırlardır namaz suresi diye ezberletilir. Namaz sureleri tabiri yanlıştır , uydurmadır. Kur’an’ın bütün sureleri namaz suresidir. Bir sektör geliştirmişler 20 , 30 tane surenin asırlardır ticaretini yapıyorlar.

- Kur’an müthiş soru soran bir kitaptır. Sürekli soru sorar ve soru sormaya teşvik eder. Medrese eğitiminde bir öğrenci Lime (Niçin) kelimesini çok kullanıyorsa o öğrenciye iyi gözle bakılmaz. Kur’an diyor ki , ben yüzlerce soru soruyorum sizlerde soracaksınız.

- Kur’an’ın tanıttığı Hz. Muhammedi tanımalıyız. Günümüzde bize bedevi şefi haline getirilmiş Muhammedden bahsediyorlar. Peygamberi Kur’an’dan öğrenelim.

- Sarık arabın alametidir. İslamın alameti değildir. Sarık bir değer filan değildir. Sıcak arap ikliminde herkesin başında sarık vardır. Arap kıyafeti iklimin getirdiği şeylerdir. İslamın bize getirdiği şeyler değildir. 3 ncü Selim askerin başına fes giydirdi o zaman dine uygun değildir diye karşı çıktılar. Mustafa Kemal sarık ve fesi kaldırıp şapka giydirince , bu seferde fes dinin alameti diye karşı çıktılar.

- Kur’an sorgulayan bir nesil istiyor. Kur’an’a göre ; Allah dışında hiçbir şeye teslim olmayın. Peygamber ; kitleye , bana her şeyi sorun diye öğütlüyor. Kur’an soran ve sorgulayan bir kitaptır.

- Din tanımı : Din öyle bir tanrısal konumdur ki ; akıl sahiplerini özgür iradeleri ile iyiye ve güzele götürür. Din ; 1. Vahiye dayanır. 2. İşletilen akıla dayanır. 3. Özgür iradeye dayanır. Bunlara dayanmayan şeyler din olamaz. Allah aklını işletmeyenlerin üzerine pislik yağdırır.

- Bakara suresi 256 ncı Ayet : Dinde baskı , zorlama , oyun , hile , maniplasyon yoktur. İslamda uyarma , teşvik , ikna , yol gösterme vardır. Zorlama , tahakküm yoktur.

- Kur’an’ın getirdiği örtünme kavramı abdest uzuvlarını içermez. Abdest uzuvları tesettüre tabi değildir. Ancak insan hakları bakımından ben başımı kapatacağım diyen bir kişi başını kapatabilir. Ancak çalıştığı kurumun kuralları ne ise ona da uymak mecburiyetindedir.

- Kur’an Özgür Benlik diyor. Özgür benlik yoksa dinde yoktur.

- Kur’an ; okunacak kitap demektir. İlk emri de ‘’Oku’’ dur. Kur’an diyor ki ; beni okumak ; benim anlamım üzerinde derin derin düşünmektir. Peki Kur’an’ı anlamadığı dilde okuyan kişi nasıl düşünecek. Türkçe okuyacak ki düşünsün. Yıllardır Kur’an’ı bu kitlenin diline tercüme ettirmediler. 1935’te Türkiye Cumhuriyetini kuran irade , meclis kararı ile yüzyılın en büyük din bilgini Elmalı’lı Hamdi Yazır’a Kur’an’ı Türkçeye çevirttiriyor 10 bin adet basılarak (9cilt) köy muhtarlarına kadar dağıtılmıştır.

- 2000 yılının Türkiyesinde hâlâ bazı geri zekalılar Arapça okumazsan hatim sevabını alamazsın diyorlar. Allah bunların cezasını versin. Bu Kur’an’ı gönderen Allah onun ne demek istediğini bizim anlamamızı istiyor.

- Bu günkü Türkiye’de Kur’an Kursu demek ; Arap alfabesini öğretme sektörü. Yaptıkları Kur’an kelimesine de , Kurs kelimesine de uymuyor. Bu şekilde Türk insanının sırtından yılda 450 trilyon alıyorlar. Böyle bir sektör Kur’an’ı kendi dilinizde okursanız sevap alırsınız der mi ?

- Arap alfabesini öğretme sektörü din adına bütün sevaplara hegemonya koymuştur ve patent koymuştur. Ona patent hakkı ödemeden sevap alamazsınız. Haraç ödeyeceksiniz , haraçlı din.

- Kaf suresi 16 ncı Ayet : ''Allah size şah damarınızdan daha yakındır.'' diyor. Karılarınız, evlatlarınız, ananız, babanız size Allahtan daha yakın değildir. Allah ile aranıza girmesi muhtemel hiçbir kişi ve kuvvet yoktur. Nasıl oluyor da bize şah damarımızdan daha yakın bir kuvvetle beraber olmamız için biz birilerine devamlı olarak komisyon ödemek zorunda kalıyoruz. Kur’an bu komisyonculuğa Şirk diyor. Şirk demek şirket demektir. Allah ile insan arasında bir takım aracıların ve yedek ilahların varlığını kabul eden zihniyet demektir. Kuran diyor ki ; böyle bir yola gitmişseniz benim anlattığım dinin mensupları olamazsınız.

- Efendi hazretleri edebiyatı. Filanın elini öpersen , Filanın türbesini ziyaret edersen cennete gidersin gibi. '' Hayır cehenneme gidersin'' Bu dinin peygamberinin ölümünden önce söylediği son söz ''Allahım peygamberlerin mezarlarını mabetleştirenlere lanet et. Benim mezarımı da mabetleştirenlere de lanet et.'' Bunu peygamber diyor ama onun bağlıları içinden binlerce insanın mezarları bugün mabetleştirilmiştir.

Atatürk'ün hatırasına saygı için anıtkabire gidenlere puta tapıyorlar diyorlar. ''Orada ibadet kaydı var mı ; ibadet endişesi var mı .'' Allah ; ibadet endişesi ile gidilen mezarlardan bu milleti korusun. Peygamber diyor ki ''Mezarlarınızı ziyaret edin , ölülerinizin hatırasıdır ve size ölümü hatırlatır.'' Eğer tapma ve ibadet kaydı yoksa git mezarı ziyaret et.

- Elini öptürmeyen bir peygamberin dininin mensuplarıyız. Elini öpelim ne olur diyorlar. ''Hayır diyor şirk aracı yapılır, putlaştırma aracı yapılır. Ben buna öncülük edersem bunun arkası gelmez.'' diyor. İyi ki öncülük etmemiş ya etseydi ne olacaktı. Elini hayatı boyunca öptürmediği halde. Girdiği toplulukta ayağa kalkıp el bağlayanlara bunu yapmayın , ilerde putlaştırılan kırallara beni döndürürler. Beni buna araç yapmayın dediği halde bakın bugün müslümanların haline.

- Fıkıh kitaplarında yazar. '' Kâbe dışında , herhangi bir şeyin veya kişinin tavaf edilmesi tartışmasız küfürdür.''

- Hz. Peygamberin ölümüne yakın sözlerinden birinde; “Sizi Allah huzurunda dava ederim. Hıristiyanların Hz. İsa’yı putlaştırdıkları gibi beni putlaştırmayın , bunu beni övme altında yapacaksanız sakın yapmayın’’diyor. Bunları söyleyen peygamber kime sakallarını yolmuş vermiş de bunların etrafında dolanın , siz cennete gidersiniz , bu size kurtuluş vesilesi olur. Hâşâ o peygamber bundan münezzehtir. Bunu yapanların o peygamberin dini ile bir alakası olmaz.


En son cancan tarafından Ptsi 10 Mart 2008, 16:57 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
cancan 1
cancan 1
Moderatör
Moderatör

Mesaj Sayısı : 12
Kayıt tarihi : 08/02/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

DİN VE LAİKLİK Empty Geri: DİN VE LAİKLİK

Mesaj tarafından cancan 1 Bir Ptsi 10 Mart 2008, 16:53

- Kur’an çok soru sorar. Maun suresinde ; ‘’Bilirmisiniz , bildiniz mi gördünüz mü dini yalan sayan kimdir’’ Dini yalan saymanın iki şaşmaz alameti vardır.

1. Kamu haklarına tecavüz ; milletin malına musallat olmak , kamu haklarının ulaşması gereken yere ulaşmasına engel olmak yani aktif olarak çalman şart değil ; pasif olarak da kamunun hakkı olan şeyin sahibine ulaşmasına engel olursan bu alamet sende var demektir.

2. İbadetleri şov aracına dönüştürmek ; İbadet şovu yapmak. Kur’an örnek olarak da Namazı vermiştir. Müsaadenizle diyebilirmiyiz ki , Maun suresi adeta 1970 sonrası Türkiye'nin fotoğrafını çekiyor.

- Peygamberimizin üstü örtülen sözlerinden birisi de '' Bütün geçmiş din topluluklarının felaketleri mescit , mabet , cami yapma ve süsleme yarışı ile başlamıştır. Benim ümmetimin batışı da böyle başlayacaktır’’ demiştir. Hz. Peygamberin 23 yıllık peygamberlik hayatında 3 tane cami meselesi var. 2 tane cami yapmış , birini de yıktırmıştır. Niye? Bu cami müslümanları bölmek , birbirine düşürmek için yapılmış ; ilk harcı Allah rızası için konmamıştır; Onun için burada namaz kılınmaz yıkın diyor. Peygamberin gözü ile bakınca Türkiye'deki 100 bin civarındaki caminin kaçı ayakta kalır siz değerlendirin.

- Büyük islam bilgini İmam-ı Malik 1200 yıl evvel ilk defa Anadolu'ya geliyor. Yeni bir cami yapılmış. Camiye namaza gitmiş. Bakıyor ki girişe bir sandık koymuşlar. Bu nedir diye soruyor. Samimi olarak söylüyorlar ‘’Buraya gelen müminler buraya para atıyorlar bizde bu civardaki fakirlere dağıtıyoruz diyorlar’’ ‘’Eyvah’’ diyor. ‘’Siz desenize mağbet dünyalık toplama aracı yapılıyor ve devam ediyor, ‘’Ben artık böyle bir mağbette namaz kılmam. Burası mağbet olmaktan çıkmış’’ diyor.

- Kamu hakları talan ediliyor. İbadetler şov aracı haline getiriliyor. Namaz kılan bir müdür geldi. Bir bakıyorsunuz , 3 kişinin Cumaya gittiği yerde 70 kişi Cuma namazına gidiyor. O müdür gidiyor yerine başka bir müdür gelince Cumaya giden 3 kişiye düşüyor. Türkiye'yi böyle bir ikiyüzlülüğün içine soktular. Bu ikiyüzlülüğün saltanata dönüşmesi. İşte laikliğin engellemek istediği budur. Onun için son yıllarda ‘’Saltanat Dinciliği’’ türedi. Bu saltanat dinciliği şeytanla , karanlıkla , cehaletle , zulümle asla uğraşmadı. Bütün gücünü Laiklik’le uğraşmaya harcadı. Çünkü tüm çıkarlarının bir şekilde çarptığı kavram laiklikti. “ Cumhuriyete evet Laikliğe hayır’’ Bu demek sizin tek tek omurga kemiklerinizi söküp ondan sonra araziye hadi aslanım koşun bakalım demeye benzer. Böyle bir şey olamaz.

- Laiklik nedir : Laiklik dinin saltanat aracı yapılmasına giden yolu tıkayan ve kitlenin mutluluğunu ve kitlenin kaderini selamete çıkaran güvencedir. Efendim. Hoşgörü falan filan bırakın bunları. Hoşgörü ile filan laiklik izah edilemez. Laiklik olmaz. Hoşgörü pekala olur. Laikliği ; olmazsa olmaz kavramı yakalayarak anlayalım ve anlatalım. Nedir o. ‘’Dini Allahın ve mukaddesatın saltanat aracı yapılmasını önleyen temel ve aşılmaz güvencedir.’’ Laiklik budur.

- Onun için Allaha , dine saygısı olanların da , laikliği yaşatması ; gerçekten dindar olmak isteyenlerin de Laikliğin yaşamasına gayret göstermeleri gerekir.

- Bir müslüman bilim ve düşünce adamı olarak söylüyorum; “Türkiye'nin ; Laikliğin zedelenmesi halinde yarınları yoktur’’.

- Bu gün artık bütün ömürlerini Laikliğe sövmeye harcamış ve bu sövmeyle saltanat ve servet elde etmiş insanlarda ; artık ‘’Laiklik tek çözümdür’’ diye söylemeye başladılar.

- Laiklik ; tanrısal iradenin , Allah rızası için dindar olanları korumak üzere bir tecellisidir. Laikliği deldik mi bu ülkede , bunun en büyük kahrını dindar olmak için dindar olanlar çekerler. Dinci çekmez . Dinci ; ortalığın birbirine karışmasını , sapla samanın birbirine karışmasını , suyun bulanmasını ister ki , orada zehirli yılanlarını balık diye yaşatsın. Bunu ister.

- O bakımdan ; Cumhuriyeti bütün kurumları ve kavramları ile yaşatmalıyız. Yani şurasından biraz tırtıklayalım ; burdanda biraz tırtıklayalım , onun keyfi olsun , bunun keyfi olsun , şunun da keyfi olsun , ama Cumhuriyet’te olsun. Nasıl olacak . E... Canım numara verelim buna. Bir numaralı olmasında iki numaralı olsun. Yani iki taş düşse ne olur. Bunun başka türlü ifadeleri var. Biz Cumhuriyetten iki taş koparsak ne olur diyemediler. Allah onu diyebilecekleri günleri getirmesin bu ülkenin başına. Anayasayı bir kere delsek ne olur. Onun arkasından işte bunlar gelir.

- Eğer Cumhuriyetin herhangi bir yerinden bir iki taş koparsa , onun arkasından kaç taşın kopup , kaç duvarın yıkılacağını bilemeyiz. Onun için Cumhuriyeti bize emanet edildiği şekliyle bütün kavram ve kurumları ile numara vermeden ve tırtıklamadan olduğu gibi korumamız lazımdır. Bu Kur’an’a ve dine saygısı olanların evvel emirde sahip çıkmaları gereken bir konsepttir.

- Arkadaşlar , şu Cumhuriyeti kuran iradenin bize neler bahşettiğini lütfen vicdanlarınızda bir daha düşünün. Biz bu Cumhuriyeti kuran iradeye ve onun o gök gözlü baş mimarı Atatürk'e 24 saat şükranlarımızı arz etsek yine de hakkını ödeyemeyiz.

- Şu dünyaya bakın dinin değerleri kullanılarak insan hakları ihlal ediliyor , kan akıtılıyor , cana kıyılıyor ve bunun faturası yine Allaha çıkartılıyor. Bunun önlenmesi lazım.

- Dini saltanat , hegemonya ve üstünlük aracı yapmayacaksınız. Üstünlük ne ile ölçülür ? değer üretmekle ölçülür. Siyaset mi yapıyorsun üret değerini , halk gitsin sandıkta seni ödüllendirsin. Ha ben değer üretemem berbat ederim. Ekonomiyi , dış politikayı , onu , bunu berbat ederim. Sonuçta sıkışırım ne yaparım Bağdat caddesinde nutuk atarken çağdaşlık derim. Erzurum'un arka mahallerinde baş örtüsü dağıtırım. Yada kenar mahallelerdeki şeyh denen sahtekarları gidip okşarım. İşte siyasetinizi buna endekslerseniz bunun sonu nereye gider. İşte Türkiye 1950 li yıllardan sonra bu mantıkla , bu siyasetle buralara geldi.

- Birde halk ; Halk kaderine sahip çıkacak. İki şeyi halkın tanımasında bizim yarınlarımız için gerekli görüyorum.

1. Halk dinini ; onun tanrısal kaynağı olan Kur’an’a giderek tanıyacak. Kendi dilinden okuyacak. İsterse ibadetlerinde de o kendi dilindeki tercümeyi okuyacak. Buna islam müsaade etmiştir. Aksini söyleyenler onursuz bir yalanı bizim önümüze çıkarırlar .

2. Halk Atatürk'ü de tanıyacak , Atatürk’ün düşünce sistemini yaşantısında uygulayacak.

- Arap takkesi ile müslümanlık yapmaya kalkmak neyse , yakaya rozet takarak Atatürkçülük yapmakta odur. Bunların ikisini de aşmak lazım. Atatürk'ün bu ülke için çektiği çileyi çekmek ve din adına da Kur’an’ın bize yüklediği insanlık görevini yerine getirmek lazımdır.

- “Bunlarda niyetli olanların ve bunun böyle olması gerektiğini söyleyenlerin , Laikliği baş tacı etmeleri , gerektiğini anlamakta gecikeceklerini sanmıyorum’’. Dünyada zaten bize bunu öğretiyor. Umarım ondan gerekli dersi çıkarırız. Bize Cumhuriyeti emanet edenlerin ruhlarını daha fazla sızlatmayız. Onların hatıraları önünde tazim ve şükranla bir kere daha eğiliyorum. Saygı ve sevgilerimle.
cancan 1
cancan 1
Moderatör
Moderatör

Mesaj Sayısı : 12
Kayıt tarihi : 08/02/08

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz