En son konular
» DNS Ayarları Nasıl Değiştirilir
MENEMEN OLAYI EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:37 tarafından Admin

» Pc deki keyloggerı bulup imha etme
MENEMEN OLAYI EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:22 tarafından Admin

» CMD çalıştır komutları
MENEMEN OLAYI EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:19 tarafından Admin

» Adsl Modem Teknik Servis Numaraları
MENEMEN OLAYI EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:15 tarafından Admin

» Program Ekle/Kaldır dan Silinemeyen Programların Silinmesi
MENEMEN OLAYI EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:12 tarafından Admin

» Format Atmanın Faydaları Ve Zararları
MENEMEN OLAYI EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:09 tarafından Admin

» deneme
MENEMEN OLAYI EmptySalı 26 Şub. 2013, 15:17 tarafından Misafir

» şikayet ve öneri
MENEMEN OLAYI EmptyC.tesi 08 Mayıs 2010, 06:59 tarafından Misafir

» OTOBÜS ŞOFÖRÜ SERKAN
MENEMEN OLAYI EmptyPaz 12 Nis. 2009, 15:32 tarafından Admin

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 33 kişi Salı 01 Ağus. 2017, 13:32 tarihinde online oldu.

MENEMEN OLAYI

Aşağa gitmek

MENEMEN OLAYI Empty MENEMEN OLAYI

Mesaj tarafından Admin Bir Çarş. 12 Mart 2008, 13:01

Halifeliğin Kaldırılması, Menemen Olayı ve Atatürk’ün Lâiklik Anlayışı:

Hilafet, Peygambere vekil olarak İslamlığı koruma ödevidir. Halife ise peygamberin ölümünden sonra onu yerine geçen kimsedir.

Hilafet, ümmet düşüncesi üzerine kurulmuş bir kurumdur. Milliyetçilik ve milli egemenlik düşüncesi üzerine kurulan yeni Türkiye Cumhuriyetinin bu ortaçağ düşüncesi ile bağdaşması mümkün değildir.

Cumhuriyetin ilânını içine sindiremeyen tutucu ve gericiler Halife Abdülmecit Efendi’nin etrafında toplanmışlardı. Pek çok devlet adamı ve çok etkili olan İstanbul basınının bir kısmı, kendisini destekliyordu. İngilizlerin etkisiyle Hint Müslümanları ona bağlılıklarını bildirmişlerdi. Bu tür hareketlerle yavaş yavaş güçlenen Halife, TBMM’nin ikaz ve tavsiyelerine uymayarak gösterişli törenler düzenlemeye başladı. Basına kışkırtıcı demeçler veriyor, ödeneklerini az buluyor, yetkilerini genişletmek için çalışıyordu. Kendisine verilen unvanları benimsiyor, kılıç takma gibi iktidar sembollerine eğilim gösteriyordu. Sarayında bazı milletvekilleri ile komutanları kabul ediyor, yabancı elçiliklere görevliler yolluyordu. Böylece yetkilerinin kısıtlanmasına karşı çıkıyor, eski statüsüne dönüş için her türlü hazırlığı yapıyordu.

Halifelik konusundaki bu gelişmeler, bu kurumun kaldırılmasının zamanının geldiğini gösteriyordu. Nihayet, 3 Mart 1924’de Halifelik, 431 sayılı kanunla kaldırıldı. Aynı kanunla Osmanlı ailesinin erkek-kadın bütün üyelerinin ve damatlarının bir daha dönmemek üzere yurt dışına çıkarılmaları kararlaştırıldı. Karar, ertesi gün uygulanarak Halife ve ailesi yurt dışına çıkartıldı. Diğer hanedan üyelerine de yurdu terk etmeleri için 10 gün süre tanındı. Böylece Halifelik kesin olarak tarihe karıştı.

Atatürk, 1930 yılında çok partili hayata geçmeye karar vererek Cumhuriyet Halk Fırkasının dışında, yeni bir siyasî partinin daha kurulmasını istemiştir. Bu nedenle de yakın arkadaşı Ali Fethi (Okyar) Bey’e bu görevi vererek Serbest Cumhuriyet Fırkasının siyasî hayata girmesine olanak sağlamıştı.

Ancak, Serbest Cumhuriyet Fırkasının kurulması, inkılâplara, cumhuriyete ve lâikliğe karşı olanları harekete geçirmiş, gerici unsurlar bu siyasî partiye dolmaya başlamışlardır. Bunun üzerine partinin kendi kendisini kapatması da karışıklıkları önleyememiş, özellikle Ege’de bazı merkezlerde gerici akımların harekete geçmesine neden olmuştur.

23 Aralık 1930’da, Nakşibendi tarikatına mensup Derviş Mehmet isimli bir kişi, müritleri ile birlikte Menemen’e giderek, “Şeriat isteriz!” çığlıkları ile halkı yanlarına çekip bir ayaklanma başlatmak istemişlerdir. Derviş Mehmet, elinde bulunan, üzerinde arapça ibareler yazılı bayrağı, gösteri ve tekbirlerle hükümet konağı önündeki meydana dikmiştir. Bunun üzerine olay yerine gelen Asteğmen Kubilay, askerleri ile toplanan kalabalığı dağıtmak ve isyancıları yakalamak istemiştir. Nasihat ile dağılmayan topluluğa korkutmak maksadıyla havaya kurusıkı mermi sıktırınca, Derviş Mehmet “Bana kurşun işlemez!” diyerek halkı galeyana getirmiştir. Yaralanan Kubilay’ı yakalayarak yere yatırmış ve başını gövdesinden ayırmışlardır. Kubilay’ın kesik başını şehirde dolaştırarak halkı kışkırtmaya çalışmışlar, olayı önlemeye çalışan Hasan isimli bir mahalle bekçisini de öldürmüşlerdir.

Bu olaylar olurken çevreden gelen askerî birlikler Menemen’i kuşatmıştır. Ordu sert önlemlerle ayaklanmayı bastırmıştır. Sıkıyönetim ilân edilmiş, katiller yakalanmış ve suçlular yargılandıktan sonra en şiddetli biçimde cezalandırılmışlardır.

Atatürk’ün getirdiği lâiklik ilkesiyle dinin kötüye kullanılmasının önüne geçilmiştir. Atatürkçü lâikliğe göre, kimse dini, çıkarı için kullanamaz, siyasete alet edemez. Din, her türlü çıkarın ötesinde kutsal bir kurumdur.

Atatürk bu konuda şöyle söylemiştir: “Lâiklik ilkesinde ısrar ediyoruz. Çünkü millî iradenin, insanlığa mal olmuş değerlerin, belki de en kutsalı olan din hürriyeti, ancak lâiklik ilkesine bağlanmakla korunabilir. Lâiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyetini üstlenmek demektir.”

_________________
VATANIN BAĞRINA DAYAMIŞ DÜŞMAN HANÇERİNİ
YOKMU KURTARACAK BAHTI KARA MADERİNİ?
Admin
Admin
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 245
Kayıt tarihi : 08/02/08

http://vatan.1forum.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz