En son konular
» DNS Ayarları Nasıl Değiştirilir
TÜRKIYE'DEKI ETKI AJANI BORSASI: FETHULLAHÇILAR...2 EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:37 tarafından Admin

» Pc deki keyloggerı bulup imha etme
TÜRKIYE'DEKI ETKI AJANI BORSASI: FETHULLAHÇILAR...2 EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:22 tarafından Admin

» CMD çalıştır komutları
TÜRKIYE'DEKI ETKI AJANI BORSASI: FETHULLAHÇILAR...2 EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:19 tarafından Admin

» Adsl Modem Teknik Servis Numaraları
TÜRKIYE'DEKI ETKI AJANI BORSASI: FETHULLAHÇILAR...2 EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:15 tarafından Admin

» Program Ekle/Kaldır dan Silinemeyen Programların Silinmesi
TÜRKIYE'DEKI ETKI AJANI BORSASI: FETHULLAHÇILAR...2 EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:12 tarafından Admin

» Format Atmanın Faydaları Ve Zararları
TÜRKIYE'DEKI ETKI AJANI BORSASI: FETHULLAHÇILAR...2 EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:09 tarafından Admin

» deneme
TÜRKIYE'DEKI ETKI AJANI BORSASI: FETHULLAHÇILAR...2 EmptySalı 26 Şub. 2013, 15:17 tarafından Misafir

» şikayet ve öneri
TÜRKIYE'DEKI ETKI AJANI BORSASI: FETHULLAHÇILAR...2 EmptyC.tesi 08 Mayıs 2010, 06:59 tarafından Misafir

» OTOBÜS ŞOFÖRÜ SERKAN
TÜRKIYE'DEKI ETKI AJANI BORSASI: FETHULLAHÇILAR...2 EmptyPaz 12 Nis. 2009, 15:32 tarafından Admin

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 33 kişi Salı 01 Ağus. 2017, 13:32 tarihinde online oldu.

TÜRKIYE'DEKI ETKI AJANI BORSASI: FETHULLAHÇILAR...2

Aşağa gitmek

TÜRKIYE'DEKI ETKI AJANI BORSASI: FETHULLAHÇILAR...2 Empty TÜRKIYE'DEKI ETKI AJANI BORSASI: FETHULLAHÇILAR...2

Mesaj tarafından Admin Bir Perş. 13 Mart 2008, 14:15

e) Pennsylvania'daki çiftlik adresinin gizliliği, en tepedeki hoca efendinin Türkiye'deki eski ikâmetgahı konusu için de geçerlidir. Örneğin, resmi makamlara (mahkemelere)
hâlâ ikâmet adresi olarak (Accommodation Adress) bir aracı adres verilmektedir.
Adres incelendiğinde, İzmir’de faaliyet gösteren cemaate ait bir yayınevi
çıkmaktadır. Tüm resmi yazışmalar, İzmir Kemeraltı'daki bu adres üzerinden
yapılmaktadır. Hatta adi geçen, ABD'de yasadığı halde, bu ikâmet adresinde hala
150.000.000 TL (yüzellimilyon TL) maaşla redaktör olarak çalışıyor
gösterilmektedir. Ayni kişinin İstanbul’daki resmi ikâmetgahı ise kayıtlarda
yer almazken, okul, dernek ve vakıf binalarında kendisine tahsis edilen özel
katlarda kaldığı, faaliyetlerini buralardan sürdürdüğü ve her ziyaretçi
grubundan sonra sık sık adres değiştirdiği bilinmektedir. Legal, devlet karşıtı
olmayan, salt dinsel ya da siyasal faaliyetlerde bile bu olağanüstü gizliliğe
gerek duyulmazken, fethullahçılarin bu aşırı duyarlılığının özel nedenleri olsa
gerektir. Bu örgütsel yapı ve gizliliğe verilen aşırı önem, fethullahçılarin
bir Ajan Şebekesi (Agent Net) olduğuna ilişkin kuşkuları kuvvetlendirmektedir.



f) Sayıştay ve Danıştay basta olmak üzere adli ve idari yargıya, Anayasa Mahkemesi'ne, İçişleri ve Milli eğitim Bakanlıkları dahil devletin stratejik önemi haiz tüm kurum ve kuruluşlarına öteden beri sızma çabası içinde bulunan fethullahçılar, Türk
Silahlı Kuvvetleri içinse özel bir (infiltration) stratejisi izlemektedirler.
Saptanan fethullahçı ajanların ordu ile ilişkisi Yüksek Askeri Sura kararları
ile kesilse de, bu stratejinin mimarlarının ve yöneticilerinin yaptıkları bugüne
kadar yanlarına kâr kalmaktaydı. Simdi, gecikmeli de olsa, bu sızma
girişimlerinin sorumluları da -başta hoca efendileri, bölge ve il imamları,
askeri okul sınavları için özel ders veren dershane yönetici ve öğretmenleri
olmak üzere- geriye dönük olarak hesap vereceklerdir (gelecek sayıda,
fethullahçılara uygulanacak askeri ceza mevzuatının yanı sıra, İmralı ve diğer
askeri hapishanelerde --beyaz saray- konuklar için uygulanan günlük program
verilecektir. Takip eden yazılarda da fethullahçı yapılanmanın tüm sorumluları;
sûra üyeleri, Kıta ve ülke imamları, bölge ve il imamları, medya ve eğitim
sorumluları, temsilciler, emniyetçiler ve de üst düzey bürokratların isimleri
çarşaf listeler halinde deşifre edilecektir -N.H.).



g) Bizzat kendi yandaşlarının açıklamalarına göre, hoca efendileri, yakın zaman öncesine kadar Türk devletinin istihbarat örgütlerine ajanlık yapmaktaydı; bir başka ifadeyle gerekli ve önemli bulduğu sakıncasız bilgileri -sırf gizli ilişkilerin ve
amacın örtülmesine yönelik olarak (second cover)- Türk ilgili makamlarına
iletmekteydi. CIA ile bağlantının gelişmesinden sonra bu tür enformasyon
hizmeti, (double-agent) statüsü içinde bir süre daha devam etti. CIA
bağlantısı, fethullahçılarin ve de hoca efendilerinin yerinde yani kendi
vatanlarında taraf değiştirmeleri (defection in place) sonucuna yol açtı; ta ki
bu çarpık ilişkiyi Türk Silahlı Kuvvetleri ve MIT fark edinceye kadar kamuoyu
onları "barisin, hoşgörünün, uzlaşmanın" simgesi olarak tanımaya
devam etti...

Fethullahçılar, bir yandan Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sızmaya çalışırken,
diğer taraftan malûm hasım ülke istihbaratçıları tarafından öngörülüp
geliştirilen (active opposition) stratejisi çerçevesinde alternatif aktif
direniş oluşumunu da hızlandırdılar. Pompalı tüfek satışlarındaki patlamanın,
yaz kamplarında uzak doğu dövüş sanatlarının öğretilmesinin yanında, çok daha
etkili olarak Polis Kolejlerine ve Polis Akademisine el attılar. Alternatif
Silahlı kuvvetler, böylece 1975'lerden itibaren giderek güç kazandı. Buralardan
mezun olan fethullahçılar, ter cihan polis okullarına, eğitim, istihbarat,
personel, bilgi-işlem birimlerine dağılıp kadrolaştılar. Emniyet içindeki
Nakşı-fethullahçı çıkar kavgasına dayalı anlaşmazlık sonucunda, yakın tarihte
ilk ve son kez olarak fethullahçılar aleyhine -eksik de olsa- bir rapor
yayınlandı. Ancak bu raporu yayınlayanlar, yaklaşık on yıldır süregelen ama hiç
kimseyi rahatsız etmediği anlaşılan "tele kulak" skandali gerekçe
gösterilerek tasfiye edildiler. Cüretlerini iyice artıran fethullahçı emniyetçiler,
son kaset olayından sonra ABD'ne sığınan hoca efendilerine resmi koruma sağlama
çabası sergilediler. Hiç şüphesiz, hakkında DGM tarafından hazırlık
soruşturması yürütülen hoca efendiyi devletten maaş alan emniyetçilerin tabiri
caizse -kulağından tutup- Türkiye'ye getirmeleri gerekmekteydi. Ama öyle
olmadı, devletin parasıyla -hem de tüm yasal harcamaları karşılanarak- bu
ülkeye gönderilen bir bas komiserin moral anlamda "koruma" görevini
üstlenmesi, etki ajanlarının gücünü gösteren bir çelişkiyi de ortaya koydu.



Özellikle söz konusu baş komiserin görevini uzatma belgesinin altında imzası olan Sadettin Tantan'in hâlâ görevini sürdürüyor olması ve de diğer imza sahibinin (dönemin İçişleri Müsteşarı) simdi Ankara Valiliği görevinde bulunması, söz konusu çelişkinin
boyutlarını gösteren çarpıcı örnek oldu. Bilindiği kadarı ile, gerek başında
yer alan emniyetçi fethullahçılara ilişkin haberlere, gerek devletin diğer
istihbarat kuruluşlarının arşivinde mevcut bilgi ve belgelere ve gerekse de
MGK’nın yakın takibine rağmen, Emniyet Disiplin Yönetmeliği, bu şeriatçı
organize suç örgütü üyelerine değil de, onlara karşı olan memurlara karşı
isletildi. Örneğin, geçtiğimiz yılın sonunda, fethullahçı kadrolaşmaya karşı
dikkat çeken Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün ünlü raporuna katkıda bulunan
emniyetçilerin tamamı dahil, 38 kişiye çeşitli disiplin cezaları verilirken,
aralarında hiç fethullahçınin bulunmaması oldukça dikkat çekiciydi. Oysa,
"tele kulak" olayının gerçek faillerinin fethullahçılar olduğunu duymayan
kalmamıştı. Hatta, Alaattin Çakıcı ile Eyüp Asık arasındaki telefon
görüşmesinin kasetlerinin, keza Korkmaz Yigit ile ilgili kasetlerin hükümeti
sonlandıracak sonuçlar vermesi, fethullahçılarin MIT ve Genel Kurmay
İstihbaratı’na muadil ve alternatif bir sivil istihbarat örgütü kurma
çabalarını hızlandırdığı kaydedilmişti.



Bu örgütün, (audio surveillance) hizmeti, cemaati gizlemeye yönelik yanıltıcı bilgi (build up material) üretme hizmeti dahil, tüm teknik hizmetlerini fethullahçı
emniyetçilerin yürüteceği, siyasilere ve de hedef kişilere yönelik
tehdit-şantaj amaçlı özel bilgi bankası gibi çalışılacağı öğrenilmişti. Bu
duyumların üzerine gidildi mi? Kim gidecekti? Başbakan mi, yoksa yardımcıları
mi, yoksa İçişleri Bakanı mi? Yoksa, diyorsunuz, "mütareke Istanbulunun
işbirlikçi Osmanlı devlet adamlarının ruhları Ankara'da mi dolaşmakta?!."



h) Fethullahçılarin ABD casusu, etki ajanı, yönlendirici ajanı ya da Kısaca nüfuz casusu olmadığını bugüne kadar iddia eden çıkmadı. Hatta kendi yayın organlarında bile bu yolda bir inkâr söz konusu olmadı. Fethullahçılar, hoca efendileri ABD'nde (refugee)
statüsünde kalıcı olmadığını iddia etseler de, CIA nezrinde tüm fethullahçılar,
(walk-in) tabir edilen bir kategoride tutulmaktadırlar; yani kendi ayaklarıyla
ve gönüllü olarak ajanlık hizmetini talep ederek gelmişlerdir. Fethullahçılara
göre, nasıl Humeyni zorunlu sürgün sonrası bir gün İran’a dönmüşse, hoca
efendileri de öyle anlı-şanlı bir biçimde dönecek ve doğrudan Çankaya'ya
oturacaktır. Bu beklentinin devamında, ABD ise, küreselleşme önünde en
tehlikeli bir ulus-devleti ortadan kaldırmanın, yerine kendi ilimli, uysal
Müslüman patriğini getirmenin nimetlerini görecektir.



Ancak çift taraflı bu beklentiler, fethullahçı gerçeğini ifadeye yeterli olmamaktadır.
Fethullahçılar, asla ve asla ABD'ye sığmayacak, CIA ile yetinmeyecek büyük
ihtiraslara sahiptirler. "Kâinat İmamlığı"nı hiyerarşide en üst makam
olarak kabul eden fethullahçılar, her konuda olduğu gibi ajanlık konusunda
büyük düşünmekte ve büyüğe oynamaktadırlar. Bir yandan ABD ile ilişkiyi
sürdüren fethullahçılar, diğer yandan Vatikan, Fener Rum Patrikhanesi, Musevi
Hahambasisi derken, farklı ülkelerin istihbarat servisleri tarafından
yönetilen-yönlendirilen çeşitli uluslararası kuruluşlarla da paslaşmaya
başlamışlardır. Kimi zaman Lordlar Kamarası’nda İngiltere Kraliçesi adına Lord
Rotherham'in elinden "İngiltere’ye Üstün Hizmet Ödülü" alan
fethullahçılar, kimi zaman İspanya’da "Leaders Club", "Editorial
Office" gibi kuruluşlardan ya da Orta Asya'da faaliyet gösteren "Booruker
Vakfı" gibi NGO (!)'lardan ödül almaktadırlar. Örneğin, Özbekistan'da 21
okulun, Hong Kong'da ise 1 okulun kapatılmasından sonra, gerek Çin Halk
Cumhuriyeti'nin ve gerekse Özbekistan’ın üzerinde büyük nüfuz sahibi olan
Almanya ile de temas kuran fethullahçılar, Alman dış istihbarat servisi olan
BND'nin tavassutuyla, ilk adimda Afganistan'daki okul sayısını 6'ya
yükseltmişlerdir. BND bağlantısı dolayısıyla Almanya’nın iç istihbarat örgütü
olan "Federal Anayasa'yi Koruma Teşkilâtı"nin desteğini de otomatikman
alan fethullahçılar, yaklaşık 2.400.000 vatandaşımızın yasadığı bu ülkede,
himmet parası toplama ve yandaş-mürit kazanma amacına yönelik olarak Köln,
Hanover, Münih, Ausburg, Stuttgart gibi Türklerin yoğun olara yasadıkları tüm
şehirlerde "Y. Burg A.S." gibi şirketlerin yanı sıra, "Dost Yolu
Derneği", "Türk Alman Akademisyenler Birliği", "İslâm Din
Birliği" gibi çok sayıda aktif çalışan örgüte sahip olmuşlardır.



Anlaşılacağı üzere, fethullahçılar sadece CIA hesabına çalışan tek taraflı ajan değil, (double-agent) olarak da piyasalarını yükseltmişlerdir. İngiltere’de de okul açan ve Londra'da büyük bir merkez binası Satın alan fethullahçılar, İngiltere’nin dahilde
yabancılara dönük faaliyet gösteren MI5 ve dış istihbarat servisi MI6'nin Uzak
Doğuya yönelik faaliyet gösteren Departmanı (CIFE) ve Orta Doğuya yönelik
faaliyet gösteren Departmanı (MEIC) ile okullar konusunda müşterek çalışma
yürütmektedirler. Daha çok yakın zamana kadar Nakşibendiler ve İsmailiye
mezhebi mensupları üzerinde tartışmasız kontrol gücüne sahip olan İngiltere,
fethullahçılari desteklemekle Türk Müslümanları konusunda da söz sahibi olma
niyet ve iradesini ortaya koymuştur. Örneğin Lord Rotherham, Londra'daki söz
konusu ödül töreninde, fethullahçıların toplam okul sayısını kendi okulları
gibi kabul ile övünerek "50'den fazla ülkede 500'den fazla müessese"
olarak açıklamıştır. Keza, fethullahçılarin Balkanlarda Romanya, Bulgaristan,
Arnavutluk, Moldova gibi ülkelerdeki okullarının sayısını artırma çabalarının
yanı sıra, Yunanistan'da da okul açma pazarlıkları bilinmektedir.



Fethullahçılarin şirket-okul açma, örgütlenme çabası içinde oldukları diğer ülkeler ise aynen şöyledir: Fransa, Belçika, İsveç, Norveç, Hollanda, Finlandiya, Danimarka,
İspanya, Kanada, Çin ve Japonya. Tüm bu ülkelerdeki okulların açılmasında
Türkiye'nin söz konusu ülkelerle imzaladığı ikili kültürel antlaşmalar
kesinlikle devredişidir. dolayısıyla fethullahçılarin yurtdışındaki okullarında
Milli eğitim Bakanlığı’nın herhangi bir denetimi de söz konusu değildir. Diyelim
ki olsa bile bu denetimi yapacak birimin başında hâlâ militan bir
fethullahçınin bulunması, devletin ve sistemin aczi adına oldukça manidardır.
dolayısıyla tüm bu okulların açılma izni ve denetimi, ilgili devletlerin
istihbarat servislerine aittir. dolayısıyla, fethullahçıların ikili ajan rolü
oynadıklarına inanmak da doğru olmaz, onlar multi-ajan statüsü ve işlevi
dahilinde hareket etmektedirler. Fethullahçılar, Türkiye'nin hasmı olan ülkeler
için en uygun ve en zengin ajan borsasını oluşturmuşlardır. İyi derecede
yabancı dil bilen, hoca efendilerine "dog" sadakati ile bağlı, okul
ve şirket açma izni karşılığında her şeye, kendi devletine, ulusuna,
gerektiğinde kendi söylemlerine bile ihanet edebilen -Örneğin, doğu Türkistan
Türklerini, Kosova Türklerini, Kerkük Türklerini yok sayacak kadar
sağırlaşabilen- fethullahçılar, artık ulusal bir cemaat değildirler. Olsa olsa
uluslararası bir ajan borsası: Okul-şirket açma izni ver, istediğin kadar ajanı
tepe tepe kullan!..

_________________
VATANIN BAĞRINA DAYAMIŞ DÜŞMAN HANÇERİNİ
YOKMU KURTARACAK BAHTI KARA MADERİNİ?
Admin
Admin
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 245
Kayıt tarihi : 08/02/08

http://vatan.1forum.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz