En son konular
» DNS Ayarları Nasıl Değiştirilir
ETKİ AJANLARI SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 2 EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:37 tarafından Admin

» Pc deki keyloggerı bulup imha etme
ETKİ AJANLARI SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 2 EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:22 tarafından Admin

» CMD çalıştır komutları
ETKİ AJANLARI SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 2 EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:19 tarafından Admin

» Adsl Modem Teknik Servis Numaraları
ETKİ AJANLARI SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 2 EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:15 tarafından Admin

» Program Ekle/Kaldır dan Silinemeyen Programların Silinmesi
ETKİ AJANLARI SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 2 EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:12 tarafından Admin

» Format Atmanın Faydaları Ve Zararları
ETKİ AJANLARI SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 2 EmptyÇarş. 27 Şub. 2013, 14:09 tarafından Admin

» deneme
ETKİ AJANLARI SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 2 EmptySalı 26 Şub. 2013, 15:17 tarafından Misafir

» şikayet ve öneri
ETKİ AJANLARI SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 2 EmptyC.tesi 08 Mayıs 2010, 06:59 tarafından Misafir

» OTOBÜS ŞOFÖRÜ SERKAN
ETKİ AJANLARI SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 2 EmptyPaz 12 Nis. 2009, 15:32 tarafından Admin

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 33 kişi Salı 01 Ağus. 2017, 13:32 tarihinde online oldu.

ETKİ AJANLARI SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 2

Aşağa gitmek

ETKİ AJANLARI SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 2 Empty ETKİ AJANLARI SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 2

Mesaj tarafından Admin Bir Perş. 13 Mart 2008, 14:37

Etki ajanlarının sayısal açıdan artırılmasında,
belirlenmesinde ve Yurtdışı eğitiminde hedef ülkelere en büyük desteği maalesef
YÖK yapmıştır. Yurtdışına master ve doktora yapmak üzere gönderilen Türk
öğrencileri, -ki MEB bursu ile gidenlerle birlikte sayı binlerle ifade
edilmektedir- ilgili istihbarat servislerinin ve de bölücü-şeriatçı
yapılanmaların paylaşımı olgusu ile karşı karşıya kalmış; acıdır ki önemli bir
bölümü, tüm masraflarını üstlenen kendi devletine yabancılaştırılmış, hatta
düşmanlaştırılmıştır. Halihazırda YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz'ün
müdahalesi ise geç kalınmış bir müdahale olmuştur. YÖK'nun bu ihmaldeki
sorumluluğu büyüktür. 12 Eylülden sonra üniversitelerdeki yaklaşık 1700
Cumhuriyet aydını öğretim elemanının tasfiyesi ile başlayan antidemokratik
uygulamalar, özellikle Anadolu'daki üniversitelerin şeriatçı kadroların eline
geçmesiyle sonuçlanmıştır. Benzer kadrolaşma çabaları köklü üniversitelerimizde
de söz konusudur. Cumhuriyet düşmanı şeriatçı kadroların tasfiyesi, yine onları
bu konuma getiren 2547 sayılı yasanın aynen korunarak ama mevcut sürecin
tersine isletilmesi ile mümkün olacaktır. Türban konusunda şeriatçıların
eleştirilerini alan YÖK, son rektör seçimlerinde Dokuz Eylül Üniversitesi'ne
özel "ilgi" gösterirken, Örneğin On dokuz Mayıs Üniversitesi ile Gazi
Üniversitesi'nde eksik-duyarsız inceleme yapıldığı kanisini uyandırmıştır.


Bu zafiyeti göz önüne alarak, üniversiteleri
bilimsel öncü kurumlar haline getirmenin en önemli koşulunun, ancak
yöneticilerinin ödünsüz Cumhuriyet aydını olmaları halinde yerine geleceğine
inanmak gerekir. YÖK için düşünülebilecek Prof. Dr. Kemal Alemdaroglu, Prof.
Dr. Türkan Saylan, Prof. Dr. Nur Serter gibi laik hukuk devletine bağlılığı
kanıtlanmış, korkutulması-Satın alınması olanaksız akademisyenlerin
mevcudiyeti, devlet açısından önemli bir şanstır. Türkiye'nin kıt kaynaklarının
Yurtdışı eğitimleri için sorumsuzca ve hesapsızca heba edilmesinin önüne
geçilmesi ve de yurtdışındaki öğrencilerin söz konusu tehlikeye maruz
bırakılmamaları için, alternatif uygulamalar yapılabilir. Örneğin, ODTÜ,
Boğaziçi, ITÜ gibi köklü üniversiteler bu eğitim işlevini üstlenebilir.
Maliyetin küçük bir bölümünün sarfıyla en ünlü yabancı öğretim üyelerinin bu
üniversitelerde istihdamı olanaklı olabilir. Hem de kaynak aktarımı ile
güçlenecek bu üniversiteler, dünyanın sayılı üniversiteleriyle boy
ölçüşebilecek; yabancı öğrenci çekecek düzeye ulaşabilir. ayrıca, YÖK, tüm
üniversiteleri denetleyerek, ABD ve Alman üniversite ve vakıflarının, Türk
akademisyenlerle yürüttükleri projeleri kontrol etmeli; sosyal bilimler dalında
Türkiye'yi kritik açıdan ilgilendiren konulardaki projelere kesinlikle izin
vermemelidir.


Basın-yayın ve
Enformasyon Genel Müdürlüğü, yukarıdaki kurum ile hükümet arasındaki
koordinasyonu sağlayacak, halkın doğru bilgilendirilmesini ve bu doğrultuda
kamuoyunu oluşturulmasını olanaklı kılacak bağımsız bir Bakanlık haline
dönüştürülmelidir. BBC'ye tanınan tüm özerklik, bu bakanlığa bağlanacak TRT'ye
de tanınmalı; özellikle basta teröre ilişkin haberler olmak üzere, kamun
çıkarları doğrultusunda Batinin kabul ettiği yayın sınırlamaları aynen
uygulanmalıdır. TRT'nin bir devlet kurumu olarak basına, özel kanallarla
rekabet edebilecek deneyime, cumhurbaşkanı eskilerinden azar yemeyecek gurur ve
onura sahip bir Cumhuriyet aydınının getirilmesi sağlanmalıdır. Keza, etki
ajanlarının tezleri ile ilgili hazır toplanmış ve değerlendirilmiş bilgi ve
belgelerin kamuoyuna mal edilmesi, bu Bakanlığın görevi olmalıdır. Örneğin,
çağcıl kapitülasyon örneklerinden uluslararası tahkimi savunan etki ajanı
politikacı, gazeteci vesairenin taahhütleri neydi?



Türkiye'ye
hemen girmesi gereken yüz milyar dolarlık yabancı sermaye taahhüdünün kaç
milyar doları girdi ya da girmedi? Kamuoyunu yalan haberle korkutarak ya da
özendirerek iğfal edenlere nasıl bir hukuksal yaptırım uygulanacak? Gümrük
Birliği ekonomik olarak Türkiye'ye ne kazandırdı, ne kaybettirdi; kaç işyeri
kapandı, kaç issiz sokağa çıktı? IMF, DTÖ, AB ya da Dünya Bankası’nın
dayatmalarına teslim edilen Türk tarımının geleceği ne olacak? Köylerden
kaçınılmaz biçimde kentlere akacak işgücü potansiyeli nasıl değerlendirilecek ya
da konut açıkları nasıl kapatılacak? Kitlesel açlığın tahmini süresi ne olacak
ya da genleriyle oynanmış tarım ürünlerinin halk sağlığına ilişkin etkileri
nasıl giderilecek? Gelir dengesizliğin yarattığı sosyal patlamaların önüne
nasıl geçilecek? Ülkenin enerji yatırımlarını ihmal ederek yabancı enerji
lobilerine teslim etmeye, bu bağlamda ekonomik ve çevresel maliyeti diğer
enerji türlerine karşı kıyaslanmayacak ölçüde yüksek olan nükleer enerjiyi
getirmeye çalışanlar; alternatif siyasal ve ekonomik alternatiflerine karşın
Türkiye'yi daha pahalı olan ve Rusya Federasyonu'na bağımlı kılacak mavi enerji
hattını yasama geçirenler, kimlerden oluşmaktadır; çıkar ilişkileri, kişisel
servet beyanlarındaki değişiklikler söz konusu mudur? Fransa'da tarikatlar yasaklanırken,
ABD'nde Davidian tarikatının şeyh ve müritlerinden -bir kısmı bebek ve kadın-
80 kişi FBI elemanlarınca yakılarak öldürülürken ve de bu olayı ortaya çıkaran
hukukçu faili meçhule kurban giderken, Japonya'da ve Güney Kore'de tarikatlara
ciddi kısıtlamalar getirilirken, neden Türkiye'de şeriatı açıkça istemek,
şeriat için teröre başvurmak "demokratiklik" kavramı içinde mütalaa
edilmekte ve dokunulmazlık önerilmektedir? ABD ve AB ülkelerindeki insan
hakları ihlâlleri; Avrupa İnsan hakları Mahkemesi'nde bu ülkeler aleyhine
alınan kararların, yine bu ülkelerdeki hapishanelerin durumları, Türk
vatandaşlarına ya da Türk kökenlilere yönelik ayrımcı uygulamaların çarpıcı
örnekleri ne, ne kadarı kamuoyuna yansıtılıyor? Kaç Türk parlamenteri ya da
gazetecisi ya da insan hakları uzmanı, ABD ya da AB ülkelerindeki
hapishanelerde teftiş etti? Kaç tanesi IRA, ETA gibi ayrılıkçı örgütlerin
militanları ile görüşüp hakli istemlerini ve maruz kaldıkları derin devlet
baskılarını dünya kamuoyuna duyurmaya aracılık etti? Kendi ülkesinde idamı
kaldırmayan, siyasal nitelikli faili meçhulleri aydınlatamayan ABD, tıpkı diğer
AB ülkeleri gibi, 37 Cumhuriyet aydınını Sivas'ta yakan şeriatçı caniler ya da
hizbullahçi caniler için değil de, neden ille de Abdullah Öcalan için idamın
kaldırılması talebinde bulunmaktadırlar?



Fanatik Türk
düşmanı Ermeni Tarihçi Hovenisyan'i Boğaziçi Üniversitesinde tek taraflı
soykırımı (!) anlattıran ya da göz yumanların yanı sıra, tırmanan Türk
aleyhtarı Ermeni kampanyalarına hâlâ bir önlem alamayan; Türk düşmanlığı ve
Ermeni, Rum ve Kürt lobilerine yakınlığı bilinen CIA elemanı Henri Barkey'e
Washington'da Türk Büyükelçiliği’nde resepsiyon düzenleyerek onu onurlandıran
(!) sorumlular kimlerdir? Türkiye'deki bölücü ve şeriatçı terörü destekleyerek
insanlık suçu, çifte standart uygulayarak hukuksal cinayet isleyen ülkelerin
terör örgütleri ilişkilerinin ayrıntılı boyutları nelerdir? Bu soruları ve daha
on binlercesini yanıtlarıyla birlikte kamuoyunun bilgisine sunmak, Türkiye'deki
etki ajanlarının söylemlerinin içinin boşalmasına, dolayısıyla etki
yitirmelerine yeterli olacaktır.



· Türk Milli
eğitiminde, eğitim ve öğretim Birliği esas alınmalıdır. Dinsel eğitime mutlaka
son verilirken, bilimsel ölçütlerde din görevlisi yetiştirecek öğretim
kurumlarındaki tüm öğretmen ya da öğretim elemanlarının laik hukuk sistemine
bağlı, şeriatçı yapılanmalarla ilişkisi olmayan Cumhuriyet aydınları arasından
seçilmeleri sağlanmalıdır. Cumhuriyet, kendini savunacak din adamları kadrosunu
mutlaka oluşturmak zorundadır. Dinsel kökenli etki ajanlarının söylemlerinin
çürütülmesi için gerçek anlamda İslâmiyet’i çok iyi bilen; mezhep ya da tarikat
sapkınlıklarını reddeden; öteden beri Türkiye düşmanı olan Iran, Suudi
Arabistan gibi ülkelerin ihanetlerini tarihsel boyutta çok iyi bilen
Cumhuriyetçi din görevlilerinin yetiştirilmesi -dinsel sömürünün önüne geçmek
için- bugünkü koşullarda şart olmuştur. Türkiye bir din, dolayısıyla bir mezhep
devleti değildir. dış istismarın önünü kesmek için, şeriatçı yapılanmalarla
mücadelede zayıf kaldığı için Diyanet İsleri Başkanlığı yeniden
yapılandırılmalıdır. Diyanet Vakfı ise Türk kadınlarına ve de laik hukuk
sistemine saygı için lâğvedilmeli; sahip olduğu yaklaşık 200 trilyon lira
tutarındaki tüm malvarlıkları devlete devredilmelidir.



· Etki ajanları
tarafından yönetilen malûm bölücü ve şeriatçı çizgideki insan haklarına ilişkin
dernek ve vakıflar, yasadışı eylem ve ilişkileri ile kapatılmayı binlerce kez
hak etmişlerdir. Yerlerine insan haklarının savunmanın devlet ve rejim
düşmanlığı ile yabancı ülkeler lehine besinci kol faaliyeti yapmak demek
olmadığına inanan kadroların kuracağı dernek ve vakıflar ikâme ettirilmelidir;
hatta Devlet Bakanlığı’na bağlı İnsan hakları Üst Kurulu ile TBMM İnsan hakları
Komisyonu üyeleri yeniden hassas bir değerlendirmeden geçirilmelidirler.
Okullarda insan haklarına ilişkin temel eğitime özel önem verilmeli; bu kavramı
istismar eden etki ajanlarının söylem ve eylemleri de anlatılarak, öğrencilerin
ulusal güvenlik konularındaki duyarlılıkları artırılmalıdır. İnsan hakları
konusunda ayrıca pilot seçilmiş bir ya da birkaç üniversitede (A.Ü. S.B.F.'nde
mevcut), enstitü ya da anabilimdalı kurulmalı; tüm dünyadaki insan hakları
gelişmeleri ve ihlâllerine ilişkin bilgi ve dokümantasyon merkezi
oluşturulmalıdır. İngiltere’den bir heyetin diyelim, Ilisu Barajının insan
hakları boyutu ile ilgili bir ziyareti söz konusu olduğunda, mevcut diğer
devlet ihalelerinde İngiliz firmaları devre dışı bırakılmalı; bu da yeterli
değil, Kuzey İrlanda’daki insan hakları ihlâli kamuoyunun gündemine
getirilmeli; hemen Arkasından faraza mütareke döneminde İstanbul’un resmen
işgali sırasında İngiliz askerlerince Şehzadebaşı Karakolu'nda uyurken
yataklarında kurşunlanan şehitlerimizi yadeden etkinlikler düzenlenmelidir.



Fransa için
Cezayir'de, Uzak Doğuda ve de mütarekede Çukurova bölgesinde
gerçekleştirdikleri soykırım (jenosit) anma etkinlikleri ve de anıtları;
Almanya için Yahudi soykırımı; ABD için Vietnam dahil tüm dünyadaki hukuk dışı
saldırılarda (My Lai, Hirosima, Nagazaki vd.) ölen sivil kurbanların yanı sıra,
tipik bir örnek olmak üzere, 1-7 Kasım tarihleri arasında Kızılderili Haftası
gündemi işgal edebilir. Hatta, ABD'deki Kızılderililere -özgürlük değil- sadece
insanca yasama hakki istediği için 1977'de tutuklanan ve hâlâ hapiste tutulan
Kızılderili Lider Leonard Peltier için af kampanyaları açılabilir. Ya da faili
meçhule kurban giden Kızılderili liderlerin katillerinin bulunması talep
edilebilir. Eğer insan haklarından murat, tüm insanların temel hak ve
özgürlüklerini sağlamak ve buna ilişkin hukuksal normları yüksek tutmaksa, hiç
sorun yok. Ancak, insan hakları sicili son derece bozuk olan ABD ve AB
ülkelerinin bu konusu istismar ile Türkiye'ye yönelik bir baskı ve müdahale
aracı olarak kullanmalarına geldiğinde, misilleme yapmak da bağımsız devlet
olmanın bir gereği.



· Türkiye'deki
etki ajanlarından tabanı olan tek kesim fethullahçılar olduğuna göre, öncelikle
bu dış odaklı ajan yapılanmasının dağıtılması şart olmuştur. cumhurbaşkanı
tarafından hükümete iade edilen memurların görevden alınmaların kolaylaştıran
Kanun Hükmündeki Kararname, bir an önce yasalaşarak Meclisten geçirilmelidir.
Fethullahçılar, bu kararname ile basta Emniyet olmak üzere stratejik kurum ve
kuruluşlardaki yandaşlarının memuriyetten uzaklaştırılacağını "içeriden"
istihbar etmiş olacaklar ki, İttihat ve Terakki Partisi döneminde çıkarılmış,
aradan geçen zaman nedeniyle işlevini yitirmiş Memurin Muhakemati Usulü
Kanununa sahip çıkmaktadırlar. Yasa çıkıncaya kadar, devletin ilgili
kuruluşlarının yanı sıra, sahsım gibi tüm Cumhuriyet aydınları da -tek tek- ya
da sivil toplum örgütleri aracılığıyla devlet kurum ve kuruluşlarında
saptadıkları fethullahçılarin listelerini oluşturmaları ve kesin listenin ancak
bu toplanan listelerin resmi makamlarca radikal ve titiz bir değerlendirmeden
sonra netleştirilmesi gerekmektedir.



Fethullahçılarin
devletten tasfiyesi ile eşgüdümlü olarak bir pişmanlık yasasının çıkartılması,
bu şeriatçı yapılanmanın dağılma sürecine katkıda bulunacaktır. Tüm bu
operasyonların takipçisi ve güvencesi, 28 Şubat Kararlarının uygulayıcısı ve
takipçisi olan MGK’dır. Zira mevcut hükümetin fethullahçılar ya da diğer
şeriatçı yapılanmalarla mücadelede siyasal niyet ve kararlılık zafiyeti
hissedilmektedir. Bu hükümetin düşmesi de sorunun çözümü için yeterli değildir;
önce erken bir genel seçimle TBMM'nin parti dağılımının, sonra da Türkiye'de
var olan politikacı profilinin değişmesi gerekmektedir. Türkiye'nin, AB adaylık
kapısında sonsuza kadar beklemesi pahasına ulus-devlet bütünlüğünden ödün veren;
uluslararası tahkimi tartışmasız kabul ile çağcıl kapitülasyonların kapısını
açan; tam bağımsızlıktan vazgeçmenin Cumhuriyete en büyük ihanet olacağını
algılayamayan; bölgesel ittifaklara yönelik alternatif politikalar üretmek
yerine, sonuçları ne olursa olsun AB'ne koşulsuz teslimiyetçiliği yeğleyen;
sömürge valisi görünümlü lider ve politikacılardan kurtulmak zorundadır...

_________________
VATANIN BAĞRINA DAYAMIŞ DÜŞMAN HANÇERİNİ
YOKMU KURTARACAK BAHTI KARA MADERİNİ?
Admin
Admin
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 245
Kayıt tarihi : 08/02/08

http://vatan.1forum.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz